Sağlık Bakanı Koca: “Şehir hastaneleri 17 yıl sonra devletin”   

Yarın, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 85. yılı olduğunu anımsatan Koca, Cumhuriyet’in kurucusunu, yol ve dava arkadaşlarını hürmet ve rahmetle andığını söyledi.

Sabah yaptığı açıklamada, Mısır Sağlık Bakanı ile iletişim halinde yürüttükleri faaliyetler ve İsrail Sağlık Bakanı ile olan görüşme ile ilgili bilgi verdiğini anımsatan Koca, komisyon görüşmeleri sırasında bazı gelişmeler olduğunu aktararak, “Gazze’ye gönderdiğimiz yardımları taşıyan gemi bugün Mısır El-Ariş Limanı’na varacak. Bu süreçte Mısır’a ilk gelen yük gemisi olacak. İçinde 8 sahra hastanesi, 20 ambulans, 500 ton tıbbi malzeme ve ilaç var.” bilgisini verdi.

Bakan Koca şunlar kaydetti:

“Mısır Sağlık Bakanı ile komisyon görüşmelerimize ara verildiğinde görüştüm. Görüşmemiz biraz uzadı, bir saate yakın istişarelerde bulunduk. En yakın zamanda Gazze’li kanserli çocuk hastaları Türkiye’ye getirmek üzere Mısır’a girişlerinde birlikte karşılamak üzere davet aldım. Bu çok zorlu ortamda kanser hastası yavruları tedavi için ülkemize getirmek üzere önemli bir adım atmış olduk. Mısır, İsrail ve Türkiye sağlık bakanları olarak aldığımız kararla bir sağlık koordinasyon ekibi kurulmuş oldu. İsimler de her üç ülke için belirlendi. Umarım en kısa sürede güvenle hastaları tedavi için ülkemize getirebileceğiz.”

“KAMU MENFAATİ NEYİ GEREKTİRİYORSA İMKANLARIMIZ ÖLÇÜSÜNDE GEREĞİNİ YAPTIK”

Hızla yaşlanan nüfus, hızlı kentleşme, coğrafyanın göç kavşağının içinde bulunulması, deprem ve pandemi, yakın komşu ülkelerde yaşananlar, sağlık hizmetlerinin yaygınlığı ve sürdürülebilirliği konusunda son derece dinamik olunmasını gerektiğini vurgulayan Koca, görevlerinin, ellerindeki imkanlarla en üst düzeyde millete hizmet etmek olduğunu söyledi.

Milletin refahı, sağlık ve mutluluğundan başka hedef ve amaçlarının olmadığının altını çizen Koca, sağlığın en temel insan hakkı olduğunu; bu hakkı her insan için kutsal kabul ettiklerini ve bu inançla hareket ettiklerini belirtti.

Şehir hastanelerine yönelik tartışmalara değinen Koca, “Bazı siyasetçilerimize göre şehir hastaneleri ülkeye yük; hastalarımıza göre ise şehirlerde büyük imkan ve kolaylık. Şehir hastanelerinde ne yaptık? Bütün hastanelerin tıbbi hizmetlerini, hiçbir yükleniciye, yatırımcıya asla işletmesini vermedik, sözleşmeli olmasına rağmen.” ifadesini kullandı.

İzmir’de şehir hastanesinin 5 yıl önce açılacağının söylendiği ancak açılmadığı yönündeki bir soru üzerine Koca, “Bu hastanelerle ilgili de geç açılma durumları göz önünde bulundurularak, birtakım başka yapmaları gereken sorumlulukları yerine getirmelerini de gözeterek, 25 yıllık sözleşme sürelerini kesmediğimiz bir şehir hastanesi olmadı. Örnek veriyorum: Yeni açılan İzmir Şehir Hastanesi, 25 yıldan 10 yıl 3 ay kesildi. Yani, İzmir Şehir Hastanesine 14 yıl 8 ay ücret ödenecek, sonra devletimizin olacak.” bilgisini verdi.

Koca, diğer şehir hastanelerine ilişkin de şunları söyledi:

“Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine ilişkin de ‘Çam ve Sakura, 6 yıl 7 ay kesildi. Yani, 15 yıl 5 ay sonra devletimizin olacak, 25 yıl sonra değil. Kocaeli daha yeni açıldı. Kocaeli’nden kesilen 9 yıl 9 ay oldu. Yani Kocaeli, bugünden itibaren 15 yıl 1 ay sonra devletin olacak. Etlik Şehir Hastanesi, geçen yıl açıldı, 7 yıl 8 ay kesildi. Kalan süre bugünden itibaren 16 yıl bir ay. Bilkent Şehir Hastanesi için 3 yıl bir ay kesildi. Bugünden itibaren 17 yıl 5 ay. Hepsi için söylüyorum, kesilmeyen hiçbir hastane yok. Özellikle sorumlulukların yerine getirilmediğini göz önüne alarak, kamu menfaati neyi gerektiriyorsa imkânlarımız ölçüsünde gereğini yaptık.”

“SÖZLEŞMEYE BAĞLANMAYANIN HASTANESİ AÇILMADI”

Açılmayan hastanelerin gerekçesine ilişkin Koca, “Emin olun bu pazarlıkları sonuçlandırmak için açılmadı. Ücretleri tespit etmek için açılmadı. Çünkü, sözleşme gereği bizim elimizdeki en büyük güç açılış takvimi. Açılışla, teslim almayla birlikte kira başlar. İstediğimiz olmuyorsa, istediğimiz noktaya gelinmiyorsa, açılışına bu sebeple izin vermedik.” dedi.

Bakan Koca, şunları kaydetti:

“Şehir hastanelerinin ortalaması, şu an 17 yılı geçmiyor 15-16 yıl arasında, yani 15-16 yıl sonra bütün şehir hastaneleri bu devletin. 3 yıl önce Meclis’ten geçen bir kanun oldu, o kanunda taban ücreti belirledik. Birçoğunuz belki fark etmediniz, çünkü şehir hastanelerinde döviz ve enflasyondaki ani değişimlerin oluşturabilecek riskin çok büyük olduğunu 11 yıl önce gördüğünüz gibi biz de biliyoruz. Dolayısıyla, o riski minimalize etmek için bir kanun maddesi geldi size ve Meclis’ten geçti. Neydi o? Tavan ücret uygulamasıydı. Yani her ne olursa olsun dövizdeki ve enflasyondaki dalgalanmanın en üst noktasını aşmamak üzere bir düzenlemeydi. Dolayısıyla biz yeni dönemde geçmişe dönük olanlar dahil hepsi için tavan ücret belirledik. Yani, en üst noktada devletin toplam verebileceği rakamı biz şu an biliyoruz, altı olabilir ama üstü olamaz. Bunların hepsi sözleşmeye bağlandı, sözleşmeye bağlanmayanın hastanesi açılmadı.”

Hastanelerin kullanım bedeline ilişkin de Koca, “Kiradan bahsediyorum, en üst noktada verilecek rakam, bütün şehir hastaneleri için 27,5 milyar avrodur.” dedi.

“VARSA YAPIN, BİZ ALALIM”

İçindeki cihazları ve bütün alt yapısı dahil şehir hastanesinin birim metrekare maliyetinin bugünün parasıyla bin 465 avro olduğunu bildiren Koca, “Şu an bin 465 avroya mal edemezsiniz. Varsa yapın, biz alalım. Dolayısıyla, ülkeye yük olmaktan çıkmıştır ve şu an bu rakamlarla şehir hastanelerini yapmak mümkün değildir. Bu anlamda ‘şehir hastanesi yüktür, sistemi bir şekilde yutacak’ gibi bir anlayış söz konusu olmamıştır. Şu an yapılsa, bu rakamlarla yapılması mümkün olmaz.” değerlendirmesini yaptı.

Şehir hastaneleriyle ilgili toplam bütçe içindeki payın her geçen gün giderek azalacağını dile getiren Koca, “Çünkü tavan uygulaması var. Ödemelerin önemli kısmı ilk yıllar içinde yapılır. Dolayısıyla, yük olmaktan çıktığını kesin söyleyebiliriz.” diye konuştu.

Şehir hastaneleri yapılıyor diye diğer hastaneleri kapatma yönünde davranmadığını vurgulayan Koca, şu an yıkım aşamasında olan bazı hastanelerden örnekler verdi, bu hastanelerin daha fazla kapalı alana sahip olacak şekilde yapıldığını söyledi. Koca, “Dolayısıyla hiçbiriyle ilgili başka bir tasarruf söz konusu olamaz. Ben kamunun başka bir birimine sağlık alanına vermeme noktasında tanınan biriyim.” dedi.

Bu arada Sağlık Bakanlığının 2024 yılı bütçesinin görüşmelerinde söz alan CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya’nın “Emekli hekimler arasındaki gelir adaletsizliğini düzeltmenizi bekliyoruz.” sözlerine, Koca, “Emeklilikte haklısınız. Benden dolayı olmadı. Çünkü özel sektörün, SSK’lı olduğu için avantajlı olacağı algısı oluştu. Ben ısrar edemedim. Benden sonraki biri gelir değiştirir.” karşılığını verdi.

Bazı eleştiriler üzerine şehir hastanelerinde garanti olarak ödenen tek bedelin kira olduğunu vurgulayan Koca, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki tomografi, MR gibi tetkiklerin fiyat tablolarını gösterdi.

Fatura edilen SUT fiyatının üzerinden firmaya yüzde 40 indirimli ödeme yapıldığını; işlemin eşik üstünde olması durumunda bu indirimin ilave yüzde 40 oranıyla yansıtıldığını anlatan Koca, bunun firmaları sevindiren bir durum olmadığını dile getirdi.

Bakan Koca, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile ilgili randevu alamama yönündeki eleştirilere karşılık, günlük hasta muayene sayılarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Geçen yıla göre toplam muayene sayısındaki artış yüzde 20. Bu yüzde 20’nin yüzde 31’i birinci basamakta, yüzde 13’ü ikinci ve üçüncü basamakta. Yani birinci basamakta artış daha fazla. Yani ‘sorun var’ dediğiniz dönemde yüzde 20 daha fazla hasta bakıldı. Birinci basamak sağlık kuruluşlarında günde 1,1 milyon, 2. ve 3. basamak sağlık kuruluşlarında 1,5 milyon olmak üzere, yaklaşık 2,6 milyon muayene yapılıyor. Bunların 300 binini acil servis muayeneleri oluştururken, MHRS ile gelen randevulu muayenelerin sayısı 600 bin, randevusuz muayenelerin sayısı da 600 bin. Yani bir MHRS randevusu kadar hastaya da randevusuz bakıyoruz. MHRS üzerinden günde ortalama açılan randevu sayısı ise 950 bin. 950 binin 600 bini ancak MHRS ile geliyor. Yani üçte biri boş.”

YAN DAL UZMANLARI İÇİN YENİ MALİ DÜZENLEME

Bakan Koca, randevulara yönelik probleme ilişkin, “MHRS’de sorun özellikle yan dal branşlarında. Yan dal branşlarında bu sorunu daha fazla yaşıyoruz. Ana branşlarda, özellikle TUS’ta özellikle Beyaz Reform sonrası yüzde 100’e yakın doluluk sağladık. Yan dallarla ilgili bunu sağlayamadık, yüzde 54 şu an.” ifadelerini kullandı.

Gelecek ay Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın gerçekleştirileceğine dikkati çeken Koca, “Yan dalla ilgili de bizim cazip şartlar oluşturmamız gerekiyor. Bunun için Meclis kapanmadan önce mecburi hizmette bir düzenleme yapıldı. Bir başka mali yönden düzenleme de kesinleşti. Mali açıdan da yan dal uzmanlarını ve asistanlarını ana dal uzmanlardan farklılaştırıyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönem bu sorunun bittiğini de göreceğiz.” diye konuştu.

“TOPLAM 205 BİN HEKİMİMİZ VAR, 401’İ YURT DIŞINA GİDİYOR”

“Hekim göçü” ile ilgili soru ve tartışmalara değinen Koca, bu konuda Tabipler Odası ve Bakanlıktan alınan rakamların bulunduğunu vurguladı.

Bakanlığın bu konudaki verilerini tablolar üzerinde karşılaştırmalı olarak anlatan Koca, yurt dışında eğitim görmek ya da çalışmak amacıyla alınan İyi Hal Belgesi oranlarına ilişkin şunları kaydetti:

“2022’de Bakanlığımızdan İyi Hal Belgesi isteyen hekim sayısı 1359 ama yurt dışında çalışan sadece 450 kişi, gerisi ülkede. Emniyet bilgisiyle de söylüyorum. 2023’te İyi Hal Belgesi isteyen hekim sayısı 1321, 401 kişi yurt dışına çıkmış görünüyor. Bu 401 hekimin de 250’si pratisyen ve asistan hekim, 149’u uzman hekim. Dolayısıyla yurt dışına giden hekimlerin ağırlıklı olarak pratisyen hekimler olduğunu görüyoruz. Peki daha çok Almanya’ya mı gidiyorlar, hayır. Sırasıyla Katar, Kuveyt ve Dubai, sonra Almanya…”

Koca, yurt dışına giden hekimlerin pratisyen ağırlıklı olmasının, bu gidişlerin eğitim amaçlı olduğunu gösterdiğine dikkati çekerek, “Şu an toplam 205 bin hekimimiz var, 401’i yurt dışına gidiyor.” açıklamasında bulundu.

“BEYAZ REFORM KAMUYA DÖNÜŞÜ HIZLANDIRDI”

Bakan Koca, sağlık harcamalarının GSYH’ye oranına ilişkin kamu ve özeldeki yatak sayısı ve hekim sayılarına ilişkin verileri paylaştı. Eylül 2022’de 48 bin 858 olan uzman hekim sayısının 7 bin 65 artışla Eylül 2023’te 55 bin 923’e çıktığı bilgisini veren Koca, “Özelde ise Eylül 2022’de 31 bin 622 olan uzman hekim sayısı 1112 azaldı. Yani Beyaz Reform kamuya dönüşü hızlandırdı, özele dönüşü değil.” dedi.

Sağlıkta şiddet olaylarına karşı alınan hukuki önlemleri anımsatarak, Beyaz Kod sayısının giderek azaldığını aktaran Koca, İçişleri Bakanlığıyla başlatılacak Gri Kod uygulamasının ise bir erken uyarı sistemi olduğunu, hastanelerde hem polis hem de özel güvenlik sayısını artırma amacını da taşıdığını dile getirdi.

Koca, “Gri Kod uygulamasına pilot olarak başladık, çok yakın zamanda bütün ülkeye yaygınlaştırmış olacağız.” ifadesini kullandı.

SMA’LI HASTALAR İÇİN “GEN TERAPİSİ” ÇALIŞMALARI

Türkiye’de şu an Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastalığının tedavisinde iki ilacın tedavi rehberinde yer aldığını anlatan Koca, şöyle konuştu:

“Gen terapisiyle ilgili olarak çalışmalarımız son aşamaya geldi. Ancak bu konuda önemli bir altyapı ihtiyacı var. Gen terapisi maliyetinin önemli bir bölümünü, uygulama merkezi ve otelcilik hizmetleri kapsıyor. Ülkemizde yeter sayıda uygulama merkezimiz henüz yok, bunların sayısını artırmaya çalışıyoruz. Bu ihtiyaca yönelik Hücre ve Gen Terapi Hastanesi’ni kurmak istiyoruz. Bu hastanenin hemen bitişiğinde, yeri Sancaktepe’de belirlendi, bu tedavilerde kullanılan ürünlerin üretileceği bir altyapı da planladık. Böylece terapi ürünlerini de kendimiz üretmek istiyoruz. Bu hastanemizin devreye alınması önemli bir avantaj olacak. Mevcut tedavinin uygulanacağı yaş grubunun belirlenmesi bizim açımızdan kritik bir konu. Son bilimsel gelişmeler 1 yaş grubunu işaret ediyor. Klinik araştırmayı da uygulamayla birlikte başlatmayı hedefliyoruz, görüşmelerimiz de bu doğrultuda. Bu konuda da bir sonuç alacağımızı ümit ediyorum. Mutabık kalmamız halinde devreye alacağımız klinik çalışma ile yakında sonuç aldıktan sonra önemli bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum.”

HPV AŞISININ YERLİ OLARAK ÜRETİLMESİ İÇİN TÜSEB GÖREVLENDİRİLDİ

Rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısı konusunda da Bilim Kurulunun çalışmalar yürüttüğünü, dünyadaki uygulama örneklerini incelediğini belirten Koca, “Aşının yerli olarak üretilmesi için TÜSEB’i görevlendirdik, Biyoteknoloji Enstitümüz çalışmaya başladı. İlk bilgiler yerli aşımızı üretebileceğimizi gösteriyor. Dünyanın 3. onaylı aşısı neden Türkiye’den çıkmasın. Elbette bunun zaman alacağını biliyorum, aşı geliştirme faaliyetleri zaman alıcı süreçler. Kendi aşımıza sahip olana kadar aşı alacağız, iki üreticiyle de görüşmelerimiz sürüyor. En kısa sürede başlatmak istiyoruz. Aşıyı en uygun koşullarda temin edebilmek için çalışıyoruz.” açıklamasında bulundu.

Sağlık Bakanı Koca, Kovid-19 ölümleri ile ilgili spekülasyonlara değinmek istediğini vurgulayarak, salgında belli kavramların yerine oturmasının zaman aldığını, ülkeler arasında Kovid-19’a bağlı ölüm tanımı konusunda farklılıklar olduğunu aktardı.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tanımlarını güncelleyerek süreci kontrol altına almaya çalıştığını belirten Koca, Türkiye’nin bu süreçte elindeki verileri günbegün kamuoyuyla paylaştığını ve bunları DSÖ’ye de ilettiğini, güvenli veri paylaşımı konusunda DSÖ’den de olumlu geri bildirimler aldıklarını ifade etti.

Sağlık Bakanı Koca’nın milletvekillerinin sorularını yanıtlamasının ardından Sağlık Bakanlığının yanı sıra Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketinin bütçeleri kabul edildi.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx